Tanıtım

Neden Pardus?

Ülkemizde işletim sistemlerinin bilgi teknolojileri alanında kapsadığı yeri, dolaylı olarak etkiledikleri sektörleri ve genel olarak gelişme hareketi ile ilişkilerini irdelediğimizde şu gözlemlere varılmaktadır:

  • Ulusal bağımsızlık, güvenlik ve tasarruf amacıyla, kritik uygulamaların üzerinde çalışabileceği, açık ve standart bir veri yapısını destekleyen, güvenlik izlemesine imkan verecek şekilde kaynak kodu açık olan ve finansal yük oluşturmadan yaygınlaştırılabilecek bir işletim sistemine gereksinim duyulmaktadır.
  • Türkiye’nin bilgi teknolojileri konusundaki etkinliğinin katma değerli projelere yöneltilmesi, araştırma ve geliştirme ağırlıklı yüksek teknoloji üretimi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
  • Bunun bir yandan öncülü ve bir yandan da ürünü olarak yerel bilgi birikiminin, gerek teknolojik alanda ve gerekse iş süreçleri düzeyinde, sağlanması zorunluluğu vardır.
  • Ülke gereklerine bağlı olarak teknolojik gelişmenin yönünü belirlemek, farklı alanların ağırlığını değiştirmek ve dolayısıyla söz konusu işletim sisteminin yol haritasına hakim olmak tercih edilmektedir.

Bu gereksinimlerden hareketle Linux temelli bir ulusal işletim sistemi dağıtımı oluşturma işine girilmesine karar verilmiştir.

Pardus Vizyonu

Üst düzeyde çeşitli tercihler ve saptamalar yapabilmek için, Pardus’un zaman içinde kaplayacağı alanı tanımlamak gereklidir.

  • Pardus, sürümleri farklı dikey pazarlarda, çeşitli kullanım şekillerinde ve alanlarında, toplumun her kesiminde tercih edilen, kullanılan ve yaygınlaştırılan bir işletim sistemi dağıtımı olacaktır.
  • Kar amacı güdülmemekle birlikte, kullanılacak ve oluşturulacak iş modelleriyle, öz kaynakları ile ayakta durabilen, sürdürülebilir bir organizasyon oluşacaktır.
  • Geliştiriciler, mevcut teknolojik problemlere, uygulanabilir ve yenilikçi çözümler getirerek küresel düzeyde Linux ve açık kaynak camiasına özgün katkı yapacaklardır.

     

    Pardus’un Hedefleri

     

  • Tam Türkçe desteğini, hem karakter yapısının Türkçe’ye uygun (UTF-8 uyumluluğu), hem de kullanıcıya görünen tüm mesaj ve belgelerin Türkçe olması yoluyla sağlaması.
  • Mevcut Linux dağıtımlarından ve rakip diğer işletim sistemlerinden daha kolay kurulabilen ve kullanılabilen bir işletim sistemi olması.
  • Araç temelli ve teknoloji merkezli bir tasarım yerine görev temelli ve insan merkezli bir yaklaşımla ve esnekliği ve yüksek performansı sağlayabilecek modüler bir yapıda tasarlanması.

    Tarihçe

    2003 yılının önemli bir bölümünde ulusal bir dağıtımın gerekliliği, dünyada benzer uygulamalar, yazılım endüstrisinin mevcut durumu ve eğilimleri araştırıldı. Ülkenin bilgi teknolojisi alanındaki insan kaynağı, yerel yazılım sanayinin yetenekleri ve rekabet unsurları incelendi. Tüm bulgular ışığında, 2003 yılı Yazı’nda, bir ulusal işletim sistemi dağıtımı oluşturmanın yerinde bir karar olduğu sonucuna varılarak somut düzeyde planlama işine girişildi.

    Mevcut işletim sistemleri, başta Linux olmak üzere incelendi, açık kaynak yazılım metodolojisi ve felsefesi ayrıntılı olarak çalışıldı. Hedef, bir dağıtım oluşturmanın ötesinde, bu dağıtımı sürekli kılabilecek organizasyonel yapıyı da kurmak olduğundan yazılım endüstrisinde, özellikle açık kaynak çerçevesinde, kullanılabilecek iş modelleri irdelendi.

    Bu incelemeler sonrasında, 2003 yılı Güzü’nde, Linux temelli, açık kaynaklı, olabildiğince GPL lisanslama yöntemini kullanan bir işletim sistemi dağıtımı oluşturulmasına karar verildi.

    Pardus projesinin hayata geçmesi 2004 yılı başında teknik ekibin çekirdeğinin oluşturulması ile başladı. Bu aşamada Türkiye’nin Linux geçmişi, mevcut ve planlanan dağıtımlar, açık kaynak ve Linux camiası ve girişimleri de göz önüne alınarak, var olan bilgi birikimi ve deneyimden en üst düzeyde yararlanmanın yolları arandı. Sonuçta ulusal işletim sistemi geliştirilmesinde görev alması en uygun kişiler Türkiye’nin dört bir yanından seçilerek TÜBİTAK UEKAE bünyesinde katıldılar.

    2004 yılının önemli bir kısmı teknik alternatiflerin değerlendirilmesi ile geçti. Farklı Linux dağıtımları incelendi, mevcut dağıtımlardaki eksiklikler, olası gelişim alanları, yapılması gerekenler ve bunların iş gücü ve kaynak gereksinimleri irdelendi. Hedef kitlenin kim olacağı üzerinde beyin fırtınaları yapıldı, bunun sonucu olarak yol haritası alternatifleri belirlendi.

    2004 yılı Ekim ayında bu teknik değerlendirmeler sonuçlandı ve yayınlanan Proje Ana Sözleşmesi ile amaç, yöntem ve takvim belirlendi. Pardus’un “bilişim okur-yazarlığına sahip bilgisayar kullanıcılarının temel masaüstü ihtiyaçlarını hedefleyen” bir işletim sistemi olmasına, “mevcut Linux dağıtımlarının üstün taraflarını kavram, mimari ya da kod olarak kullanmasına”, ancak “otonom sisteme evrilebilecek bir yapılandırma çerçevesi ve araçları ile kurulum, yapılandırma ve kullanım kolaylığı sağlamasına” karar verildi.

    Teknik hedefi ve yöntemi belirlenen proje hızla ilerlemeye başladı ve 1 Şubat 2005 tarihinde ilk ürün olan Pardus Çalışan CD 1.0 yayımlandı. Projenin amaçları ve teknik yaklaşımı hakkında Linux camiası ve kullanıcıları bilgilendirmeyi amaçlayan Çalışan CD beklenenin üzerinde ilgi gördü. Sonrasında geliştirme daha çok özgün yenilik projelerine yoğunlaştırıldı ve nihayet 26 Aralık 2005′te Pardus’un ilk kurulabilir sürümü olan Pardus 1.0 Web üzerinden yayımlanmaya başlandı.

    Pardus eklentileri veya uygulamaları için linke tıklayın…

    http://tr.pardus-wiki.org/Kategori:Pardus_Uygulamaları

  •  Anadolu Parsı

    Özellikleri

    Boyu 200-250 cm, ağırlığı dişilerde 35-50 kg, erkeklerde 45-70 kg civarındadır. Yaklaşık ömrü 20 yıldır. Çok çevik olan Anadolu parsı, etoburdur ve geyik, yaban keçisi, yaban domuzu, küçük memeliler ile kuşlar gibi birçok hayvan avını oluşturur. Anadolu parsı Doğu Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde, daha çok ormanlık ve dağlık alanlarda yaşamıştır. Doğal yaşam alanları ve av kaynaklarının azalması parsları insanların yaşadığı yerlere yönlendirmiş ve bu da genellikle vurularak ya da zehirlenerek öldürülmelerine yol açmıştır.

    Anadolu parsı ile ilgili son resmi kayıt 17 Ocak 1974 tarihinde Beypazarı ilçesinin 5 km batısında bulunan Bağözü köyünden bir kadına saldırması sonrasında vurularak öldürülmesi nedeniyle gerçekleşti. 2001 yılında Doğu Akdeniz bölgesi Dandi mevkiinde ve Doğu Karadeniz bölgesi Müsikli deresinde, 2004 yılında da Doğu Karadeniz bölgesi Pokut Yaylası‘nda görüldüğü iddia edilmiştir. Ancak bu alt türün doğal yaşam alanları bilindiğinden bu kaydın bilimsel değeri yoktur ve muhtemelen bir vaşak ile ilgili olan bu gözlemi, Anadolu Lepoarı olarak lanse etmek muhtmelen sadece “iyi niyetli” bir spekülasyondan ibarettir.

    Ayrıca 2006 yılında Mersin‘deki kayacı vadisi ormanlık alanında kameralar tarafından bir anadolu parsı tespit edildiği iddia edilmiş, ancak bu görüntüler de kamuoyu ile paylaşılmamıştır.

    Tüm bu iddiaların doğa koruma örgütlerince bu türe yönelik kamuoyu ilgisini maddi desteğe tahvil etmek için kurgulandığı iddiası da, farklı çevrelerce dile getirilmektedir.

    20. yüzyılın sonlarını görebilmiş son bir kaç bireyin, soylarını devam ettirebilecek gen havuzuna sahip olmadıkları ve 21. yüzyıla ulaşamadıkları kesinleşmiş gibidir. Doğu toroslarda kalmış olabileceği varasayılan son 1-2 bireyle ilgili herhangi bir iz bulunamamıştır.

    Anadolu parsının varlığını kanıtlamak için doğa gönüllülerinin çabaları aralıksız sürmektedir. Resmi olmayan kayıtlara göre Mersin çevresi en son görüldüğü yerlerdir. Ayrıca Dilek Yarımadası milli parkı Anadolu Parsı’nı milli park içinde korunan hayvanlar arasında göstermektedir.Bazı bilim adamları Anadolu Leoparı’nın hala varlığını sürdürdüğünü ama gelecek için yeterli popülasyonunun olmadığını söylemektedirler.

    Dökümanlar

    Anadolu parsına ilk bilimsel ismi olan Fellis tulianayı Fransız Zoolog M.A.Valenciennes 1856 yılında vermiştir. Valenciennes’e bu ismi panter ile ilgili ilk tarihi kayıtları biraraya getiren Romalı Macus Tullius Cicero’ya atıfla vermiştir.

    Dr. Hans Kumerloeve Türk Biologi Dergisinin 1956 tarihli, 6. cildi, 4.sayısında Anadolu Parsı ile ilgili bilimsel makalesi bu canlı hakkında değerli bilgiler vermektedir.

    Tür büyük olasılıkla aşırı avlanma sonucu yok olmuştur. Mantolu Hasan adındaki yerel avcının tek başına en az onbeş Anadolu Parsı vurduğu bilinmektedir.

    Anadolu parsının Türkiye sınırları dahilinde herhangi bir şekilde avlanması, 22000 YTL para cezasından başlayan yaptırımların yolunu açmaktadır.


    No Responses Yet to “Tanıtım”  

    1. No Comments Yet

    Leave a Reply